Çocuklarımızın üzerine gereğinden fazla düşüp onlar üzerinde kurmaya çalıştığımız hakimiyet ilerleyen yaşlarda ters tepiyor.

Çünkü çocuk yaşta başlayan bu despot yönetim çocuğun kendine olan güvenini ilerleyen yaşlarda kaybetmesine sebep oluyor. Aile yapılarında yanlış bir düşünce hakimdir. Bu da eğer despot birer ebeveyn olursak evladımız bize sadık ve hayırlı olur. Oysa bu düşünceler yüzünden evinden uzaklaşan ve kendini özgür bıraktığını sanan çocuklar var. Aile yapısı kutsaldır bu sebeple evin içerisindeki hakimiyet duygusuna çocukta dahil edilmelidir. Ona baskı kurmak yerine söz hakkı tanımak, sorumlulukları olduğunu aşılamak gerekir. Çocuğa baskın aile tipini oynanmamalı bunun yerine ideal aile nasıl olmalıdır düşüncesi aşılanmalıdır. Bunları yaparken şunu da düşünelim. Fazlasıyla rahat büyümüş çocuklarda gelecek kaygısı hiçbir zaman yoktur. Sevgiyle büyümeyen ama her istediği yapılan çocuklar durumu kendi aleyhlerinde kullanıyorlar. Oysaki bu böyle olmak zorunda değildir.

Aile baskısı despot yönetim ile karıştırılmamalıdır. Kaç yaşına gelirse gelsin onlar bizim evladımız düşüncesinden hareketle onlarla iyi birer birey olmayı, sorumluluklarını hatırlatmayı, gelecek için çalışmalarını sağlamayı, yanlışlarına yanlış- doğrularına doğru diyebilmeyi, her durumda onları dinlemeyi, onları yanlıştan ve düştükleri bataklıklardan kurtarmayı hedeflemeliyiz. Bu yönde kurulan baskılar çocuğun hata yapma payını azaltacaktır. Çocukların bilinçaltına yanlış düşünceler sevk edilmemeli, yanlış fikirler empoze edilmemelidir. Çalışma kavramı onlara bir nakış gibi işlenmelidir. Rahatlığa alışmaları ilerde ki yaşamlarında her şeyin onlara altın tepside sunulacağı düşüncesine kapılmalarına sebep olacaktır. Onları bazı konularda ezmek yanlış değildir. Her istediklerinin bu hayatta olmayacağını bilmeleri gerekir. Yaşamanın bu kadar ucuz olmadığını anlamalıdırlar. Her yaşın ayrı bir güzelliği var düşüncesini benimsemelerini sağlamalıyız ve adım adım ilerledikleri hayatta ne ile karşılaşacaklarını daha çocukluktan bilmelerine yardımcı olmalıyız. Her şeyi dozunda ayarlamak gerektiği gibi verilen eğitimi de dozunda ayarlamak gerekir. Aşırı eğitimin yanlış sonuçlar doğurmasından çekinmeliyiz.

Baskı ile her işin yapılmayacağını biliyoruz. Bu baskı kavramıyla beynimizde ne çağrışımlar oluşuyorsa o yönde özenli adımlar atmalıyız. Hayatın kolay olmadığını anlatmak için çocuklarımızın kafalarına vurmamız gerekmez. Bu düşünceleri onlara sözlü yollarla ifade etmeli ve geleceklerine ışık tutmalıyız.