Doğru bilginin özelliği demektir. Öznellik gösterir çünkü insanların kendilerine has doğruları vardır. Has doğrular sebebiyle yanlışları doğru kabul etmek zor değildir.

Doğru her zaman söylenmelidir, güzel ise estetik yargıların konusu değildir. Doğruların bir amacı olsa bile güzel kelimesinin bir amacı yoktur. Doğru ve güzel kavramı subjektif olarak kişiden kişiye göre değişir. Bu nedenle bir değer yargısını oluştururlar. Değer yargılarımızı kendi dilimizden dökülen sözcüklerle belirliyoruz. Doğru ve güzel kavramını her ne kadar kullansak da bunu toplumun merkezine yerleştiremiyoruz. Çünkü her bir bireyin kendine göre farklı bir doğru, farklı bir güzel anlayışı vardır. Dogmatik düşünceleri ideolojik bir kavram gibi doğru ve güzel olarak ayırmamız toplumsal ayrıcalıkların oluşmasına sebep oluyor. Doğru ile güzel arasında temel bir fark yoktur. Göreceli kavram oldukları için aralarında herhangi bir ince çizgi yoktur. İkisi arasında kurulan köprü sadece birbirlerinin tersi olmasıdır. Doğrunun tersi yalan güzelin tersi çirkindir. Bu tersliklerle birbirleriyle çelişiyorlar. Çeliştikleri noktada aralarında fark olduğunu söylemek yanlıştır.

Karşınızdaki insanın güzel olduğunu düşünürsünüz. Bunu söz ile dile getirdikten sonra yalnızca geriye kendinizce onaylamanız gerekir. Düşüncenizi başkasına kabul ettirme gibi bir şansınız yoktur. Bunun aksini iddia edebilme hakkına sahip insanlar güzel kavramına farklı açılardan bakabilir, beğendiğinizi beğenmeyebilir. Doğru ifadesi de öyle. Bir olaya birden çok insan doğru dese bile her zaman bir yanlış ifade vardır. Doğruyu savunduğunu söyleyen insanların daha fazla yanlışa düşme payı vardır. Doğru ve güzel arasında tek benzerlik sübjektif olmasıdır bunun dışında aralarında bir fark yoktur.

Doğruyu ve güzeli ancak yine doğru ve güzel savunabilir. Herkesin doğrusu kendinedir ve güzeli güzel yapan sadece bakan gözlerdir.

Kategoriler: Yazar Köşesi