Demokrasinin temel ilkesini düşünce özgürlüğü oluşturur. Bu haklarla birlikte insanoğlu kendini ifade etme, tartışmaya müsait düşüncelerini açıklamaya başlamışlardır.

Sadece zihinsel düşünce ile kalmayıp bunu doğal ifade etme yöntemleriyle gün ışığına çıkarmıştır. Bireylerin özgür kabul edildiği her alanda ilk özgürlükleri düşüncelerini açıkça ifade edebilmelidir. Zihin yorup düşündükleri her bir durumu rahatlıkla gerek yazıyla gerekse sözlü olarak ifade edebilmesi bireyin temel hak ve özgürlüğüdür. Ülke sınırları, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin herkesin düşündüğünü söylemesi gerekir. Hak ve hukuk kavramlarında sıklıkla karşılaştığımız özgürlük kavramı düşünceler sonucunda meydana gelmiştir. Bireyin özgürlüğünün kısıtlanması sonucu ifade edilemeyen düşünceler ortaya çıkacaktır. Ama ancak, lakin ile başlayan ve kendisinden bir önceki cümleyi hükümsüz kılan ifadeler kısıtlamanın başladığının göstergesidir. Gerek toplumda gerekse insan yaşantısında ifade edilmek istenen her bir düşünce gündeme getirilirken çekimserlik oluşur. Çünkü beyan etmek istenen düşünce rahatlıkla dile getirilemez. Kendisini takip edecek olan cümlenin ya destekleyici bir cümle olması beklenir ya da tam aksine ama ancak, lakin gibi kelimelerle bir önceki cümleyi çürütmesi beklenir. Bu sebepledir ki insanlar hak talep ederken fikir beyan etmeyi isterler.

Bugün basın özgürlüğü kavramı çokça duyulan bir ifadedir. Basın başlığı altında her hakka sahip olan insanlar istedikleri anlamda ve istedikleri ölçüde sorular sorup, fikirlerini dile getirebiliyorlar. Kanaatimce basın özgürlüğü kavramı yanlıştır. Basına hak tanımlanabiliyorsa insanların düşüncelerini rahatlıkla söylemeleri de serbest kılınmalıdır. Her toplumda düşünceler farklı şekillerde ifade edilebiliyor. Oysa günümüzde batılılaşma yolunda ilerlerken bile insanlar fikir beyan edemiyorlar. Bu haklarının kısıtlanmaları onların toplumdaki yerlerini, konumlarını ve itibarlarını sarsmaktadır. Kendilerini değersiz gibi gösteren bu kısıtlamalar yüzünden bir süre sonra birey kendini toplumda etkisiz bir eleman olarak görmeye başlar ve toplum içerisinde faaliyet göstermediğini düşünür. Öz güven yitirme de nitekim yine kısıtlamalar sonucu oluşur. Kendini ifade edemeyen insanlar kendilerine olan güvenlerini kaybederler.

Ulusal güvenliği bozmayacak her türlü düşünce rahatlıkla ifade edilmeli ve bu anlamda asla kısıtlamalar yapılmamalıdır. Kısıtlama sonrasında toplumda oluşacak fikir ayrıcalıkları ve çalkantılar insanlar arasındaki dengeyi bozup güven ve otorite eksikliğine sebep olacaktır.