Hayata yabancılık çekenler genelde hayattan zevk almayan insanlardır.

Hayatın getireceklerinden bihaber olan insanlar hayata bir adım geriden başlarlar.

Hayatta her şeyin bir işlevi, bir anlamı olduğu vardır. Hiçbir şey vasıfsız olmadığı için hayat oyununu kendi kurallarına göre oynar. Kendi kurallarının patronu olan hayata en büyük yabancılığı da onu garipseyen insanoğlu çeker. Bu hayatta olan hiç bir şey öylesine değildir ve her şeyin kazancımız olmasını beklemek yanlıştır. Bu sebeple her şeye olumsuz gözle bakmayacağız. Yaşadığımız her olaydan bir ders çıkarıp ilerisi için aynı yanlışa düşmemek için çaba sarf edeceğiz. Bu şekilde emin adımlar atan insanlar hayata yabancılık çekmezler. Hayat yolunda iş tutmamış eller bir anda iş hayatına atılırlar. Ve ani, yersiz çıkışlar ile karşılaşan insanların geri planda kaldığı hayat sürecinde kendilerini yabancı hissederler.

Olayların bizi etkileyen kısımları onlara yüklediğimiz anlamlara bağlıdır bu sebeple de negatif olma sürecine geçişimiz çokta zor olmayacaktır. Saçımızın teli kadar hayat okulunda olay görmüş, o olaylardan bin bir ders çıkarmış insanlar var. Ve hepsinin bir tek tavsiyesi geçmişe bakmayın olmuştur. Çünkü geçmişe aldanıp geleceğe şekil veremeyen insanlar hayata hep yabancı kalmışlardır. Hayat insana her türlü acıyı ve mutluluğu verebilir. Hayatın temposuna çoğu zaman ayak uydurmak çok zordur. Bu tempo içerisinde yorulmakta, sızlanmakta, ağlamakta, gülmekte bir kazançtır. Aynı dili paylaşan insanlar nasıl ki anlaşabiliyorsa hayat ile aramızdaki dilin de anlayış olduğunu hatırlamalıyız. Anlaşabilen insanlar, anlaşılabilen duygular olduğu sürece yabancılık çekiyorum diye bir kavram da yoktur. Hayata en yabancı kimse onu kendinden uzak tutandır.

Yabancı olduğumuz hayatta yabancılık kıyafetini üzerimizden atmak bizim elimizdedir. Hayata yabancı gözlerle bakıyor olmamız her zaman yabancısı olacağımız anlamına gelmez.

Kategoriler: Yazar Köşesi