Kim istemez ki beşeri aşktan şaşıp Mevla’yı bulmak… Umutsuz bir aşk ile başlar onların hikâyeleri de. Birbirlerini delicesine sevip Kays’ı Mecnun’a çeviren, Leyla’yı canından eden bir sevda.

Kim istemez ki sevdiği için çöllere düşmeyi yahut kim istemez ki sevdiği uğruna ölümü bile göze almayı. En ufak engelde, ayağa takılan taşlar da vazgeçiyoruz her şeyden. Savaşmak nedir bilmiyoruz, kelimelerin raks edemediği her cümlede aşk geçiyor. Oysa Leyla ile Mecnun denince kelimeler raks ediyor… Onların sevgisi kadar masum sevgiyi taşımayı istemez miydik bir düşünelim. Gözünüzü bir insan ile açıyorsunuz ve sadece o insan için atan bir kalbiniz, kahrolan bir bedeniniz var. Sadece ona ait olduğunu bildiğiniz içinde bu size elem vermiyor. Onun için yaptığınız hiçbir şey size eziyet gibi gelmiyor. Bugün beşeri aşk için Mevla’yı unutmuş insanlar olarak utanmalıyız. Kalbe aşkı yerleştiren en büyük aşkın Mevla olduğunu hatırlayamıyoruz bile. Siz erkekler; birer Kays mısınız? Binlerce Leyla var etrafınızda. Hangisiyle ne yaşadığınızı bile bazen hatırlamıyorsunuz. Ait olmak nedir bilmiyorsunuz değil mi? Hevesler uğruna kaç tane Leyla yanıyor acaba…

Hangi Leyla adayı için öbür Leyla’lardan vazgeçtiniz de kendinizi çöllere attınız? Kendinizi attığınız çölde dünyalık işlerden vazgeçtiniz mi? Yoksa yeni umutlar mı aradınız, arayışlarınız ne kadar da basit değil mi? Oysa Kays bir Leyla uğruna Mevla’yı buldu. Ve Mevla uğruna Leyla’yı unuttu. Hakikate ulaşmak bu kadar zor mu sizler için? Peki ya siz kızlar; Sizler Leyla mısınız? Sizin için yanan, Mecnun olan insanlara kendinizi saklayabiliyor musunuz? Mecnununuz uğruna diğer insanları yok sayabiliyor musunuz? Ait olmayı becerebiliyor musunuz? Saf kalbinizle sevdiğinizi düşündüğünüz insanı aramaya çıkıyor musunuz? Arayıp bulduğunuzda sizden vazgeçtiğini hakikate erdiğini görünce onun sevdasıyla ölüyor musunuz? İşte bu kadar saftı onların sevdaları. Onlar gibi bir aşk yaşamayı kim istemez ki? Saf, katıksız duyguların Mevla ile buluşmasıyla asıl hak sahibinin katında sevgililerinizle buluşmak, birleşmek istemez misiniz?

Gerçek aşk Elif gibi dimdik ayakta durabilen yüreklerin işidir. Vav gibi eğilip Mevla karşısında iki büklüm olanların aldığı ödüldür aşk… Bugün birer Mecnun, birer Leyla değiliz ama onlar gibi Mevla aşığıyız.