Aşk ve duygularımız arasında sadece bir mülteciyiz.

Kaybetmekten korkan, düşüncelerimiz yüzünden zulüm gördüğümüz, söylediğimiz sözün yanlış anlaşılmasından korkup endişeye düştüğümüz, bu sebeple de ya aşktan ya duygularımızdan vazgeçmek zorunda olduğumuz her durum bizim birer mülteci olduğumuzu gösterir.

Karşı cinslerimize duyduğumuz adına aşk denilen şeyin de bir hissiyat olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki bu hissiyatımızı duygularımız ile bütünleştirme yolunda sıkıntılar yaşıyoruz. Aşk yolunda ilerlerken kendimize has duygularımızı açıklamakta, ifade etmekte çekimser davranıyoruz. İfade özgürlüğümüz olsa da duygularımızı her zaman karşımızdaki insandan gizlemeye çalışırız. Düşündüğümüzü söylediğimiz anda karşımızdaki insanın bize verdiği büyük tepki ile sarsıntı yaşarız. Herkesin kendine göre doğrusunun olması duyguların olmayacağı anlamına gelmez. Oysa insanlar duygularıyla var olurlar. Düşündüklerini, hissettiklerini paylaştıkça olgunlaşırlar.

Sevdiği insandan ilgi bekleyen insanlara bile aşk bir beden büyük biçilir. Erkekler kadınlar ve onların duyguları arasında köprü kurmak yerine var olan köprüleri de yıkmayı da kolay bir şekilde başarabilirler. Kadınların duygularının çok basit olduğunu düşünüp, onlara hislerinin gereksiz ve boş olduğunu üstü kapalı sözlerle ifade eden erkekler kadınları oldukları yerden kırmayı başarırlar. Hislere tercüman olmayan insanlar aşka giden yolun duygulardan geçtiğini de akıllardan çıkarırlar. Oysaki en güzel aşk tercümanı duygulardır. İnsanları mülteci olmaya sadece duygulara önem vermeyen insanlar zorlayabilir. Kaybetme korkusu kadınlarda çok daha fazla olduğundan her zaman duygularını gizlemeyi denerler ama bu konuda başarılı oldukları henüz görülmemiştir.

Düşünceleri yüzünden zulme maruz kalan kadınlar söyledikleri sözün yanlış anlaşılmasından çekinirler ve sevdiği insanı kaybedeceklerini düşünürler. Bu endişenin tek sebebinin ise hissettiği özel duygular olması kadını üzer ve mülteci konumuna getirir. Duygularını saklayarak aşk ile arasındaki tek köprüyü yıkan erkeğe her zaman bir adım geriden yaklaşır. Ona olan sevgisi ne kadar güçlü olursa olsun duygularının hiçe sayıldığı noktada aşkını da yok sayıp her şeyden vazgeçebilir.

Aşk ve duygular arasında gidip gelen insanlar sadece korkuları yüzünden bu ismi almışlardır. Mülteci olmak hiç kolay değil. Her ne sebeple olursa olsun aşka giden yol duygulardan geçer bu yolda mülteci de olunur, uzman da. Zorluklar sonucunda bolluk varsa çekilen her çile kutsaldır lakin bunca zorluklar sonucunda hem mülteci olup hem de aşktan sürgün edilecekse insan duyguları bittiği gibi aşktan yana da biter…