Kuran-ı Kerim Hucurat Suresinde buyuruyor ki birbirinizin gıybet etmeyiniz.

İnsanları çekiştirmek onların kusurlarını gün yüzüne çıkarmak ancak kararmış kalplerin işidir. Böyle bir giriş yapmışken şunu da söylemek doğru olacaktır. Bir kişi hakkında söylenen söz ister iyi ister kötü olsun o kişi tarafından duyulduğu zaman kişi bunu hoş karşılamazsa bunu dile getiren kişi gıybet etmiş kabul edilir.

Dedikodu yapan insanların ben insanım demeleri büyük bir yanılgıdır. Çünkü onlar yaptıkları dedikoduyla zaten ben kötü bir insanım diyorlar. Kötü insanların kötülüklerinden uzak durmak gerekir. İçi fesatlaşmış insanlara karşı tavrımız ılımlı olamaz. Onları doğru yola erdirmek için uyarmak, yaptıkları yanlıştan kurtulmaları için onlara bir fırsat vermek gerekir. Bu fırsatı insanların aleyhine kullanan kişilerden uzak durmalıyız. Unutulmamalıdır ki sizinle birlik olup başkasının kötülüğünü dileyen insan bir başkasıyla birlikte olup sizin kötülüğünüzü isteyecektir. Fitne, fesatın olduğu yerde bozulmayacak yuva, ayrılmayacak çift, kavga etmeyecek dost yoktur. Şeytanlaşmış beyinlerin insanlara karşı kullandıkları en büyük silahtır dedikodu yapmak. Böylesine kalıplaşmış bir zihniyetin insanlığa faydalı iş yapmayacağını bilmek gerekir.

Kötü düşünen insanların kötülüklerinden Allah’a sığınmak gerekir. Böylesine dedikoducu kimliğine bürünmüş insanlarla olan yakınlığımızı bozmamız gerekmektedir. El etek çekmenin doğru olmayacağını iyi insanlar bilir bu yüzden ilk hedef o insanı düzeltmek olmalıdır. Uyarılara cevap vermeyen ve battığı bataklığa sizi de çekmeye çalışan insanlar için artık elden gelecek bir şey yoktur. Yapılması gereken şeyler yapıldıktan sonra gerisi teferruattır. Bilmediğimiz kişiler hakkında duyumlarımız o insana karşı ön yargılı olmamıza sebep olacaktır. İnsanlara ön yargıyla yaklaşmak toplumda huzuru bozar. Nitekim Einstein’in “Ön yargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur.” Sözünü akıllardan çıkarmamak gerekir.

Dedikodu ve gıybet zinadan çok daha kötüdür. Bu kriterleri taşıyan insanlara karşı davranışlarımızı onlara göre değil akılcılıktan yana ayarlamalıyız. Bizi laflarıyla bunaltan, insanların yaşantılarını kullanarak kulaklarımızı kirleten, dilini zehirli bir arı gibi kullanan kişilerden olabildiğince bir adım geride durmalıyız. Mevlana der ki; “insanların kusurlarını örtme de gece gibi ol.”Allah dostu birinin bile sözü buysa dedikodunun kabul edilmeyeceğini anlamak gerekir. Ve el âlemi ayıplarıyla zikreden bir insanın bizden hoşnut bir şekilde bahsedeceğini düşünmek yanlıştır.

Dedikoducu insanlardan, kirlenen kulaklardan, yıkanmış zihniyetlerden kaçının. Allah’ın bize bahşettiği yaşamı kendisine malzeme yapan insanların bir gün malzeme olacaklarını aklınızdan çıkarmayın. Onlara karşı en iyi çözüm onlar gibi olmamaktır. Siz doğru olun eğri zaten yolunu bulacaktır. Peygamberimizin sözüyle düsturumuzu belirleyelim. “Dilini tutan kurtuldu.”