Lazım olan her şeyi önceden sezme olayına duygu adını veriyoruz. Duygularımıza kimi zaman bir isim koyamıyoruz.

İfade etmekte güçlük çektiğimiz birçok sorunun, sıkıntının kimi zaman karşımızdaki kişi tarafından anlaşılmasını isteriz. Sevdiğimiz insanın gözümüze baktığı her an ne hissettiğimizi anlamasını bekleriz. Herkes bunu bir kabiliyet olarak algılasa da aslında böyle değildir. Her insanın duyguları vardır. Kendimizde mevcut olan bu duyguların karşımızdaki insanlarda da mevcut olduğunu unutmazsak duygulara tercüman olabiliriz. Yüzü solgun, gözleri mahmur, dudakları büzüşmüş bir insanın içten içe ne kadar kederli derin bir üzüntü içinde olduğunu anlayabiliriz.

Sevinç çığlıkları atan, deyim yerindeyse ağzı kulaklarında olan bir insanın sevincine ortak olabilirsek mutluluğunu anlayabiliriz. Hasta yatağında her şeyden uzak, kolu kanadı kırılmış bir insanın nefsinin ne kadar zorlandığını düşünürsek aynı ızdıraba biz de ortak olabilirsek o acıyı anlayabiliriz. Evinin içerisinde ailesine zulmeden bir adamı düşünürsek o aile fertlerinin yaşadığı korkuyu düşünürsek kapıldıkları dehşeti anlayabiliriz. Açlık, sefalet çeken bir çocuğun bir lokma ekmeğe ne kadar muhtaç olduğunu düşünürsek kursaktan geçen lokmanın kıymetini anlayabiliriz. Savaşın ortasında kalan parçalanmış bir aileyi düşünürsek özgürlüğün kıymetini anlayabiliriz. Biz ancak bizimle aynı duyguları tadan insanların duygularına tercüman olabiliyoruz.

Peki ya sessiz sedasız oluşan duygularımıza ne demeli?

Dili lal olan duygularımızın çoğu zaman katilini bile bilemeyiz. Hep anlaşılmak istendikçe hiç anlaşılamayan kişiler olarak tarih yazıyoruz bazen. Duygularımıza esir oluyoruz, duygularımızın anlaşılması güç olsa da onu içimizde yaşatan bizleriz. Ben de kimi zaman duygularıma tercüman arıyorum. İfade etmekte zorlandığım çoğu şeyin başkası tarafından anlaşılmasını istiyorum. Ben susuyorsam karşımdaki anlamalı, kendine pay biçmeli, yorgunsam sebebi bilmeli. Üzgünsem neden diye sormamalı, mutluysam sebepsiz sevinmeli benimle. Kabuğuma çekildiğim zaman benimle o kabuğa sığabilmeli duygularımın tercümanı.

Herkes duygularının tercümanının aslında yine kendisi olduğunu düşünmeli belki bu sayede alışılagelmişin dışına çıkar, kabuğunun dışındaki hayattan anlayış beklemek zorunda kalmaz.

Duygularıma tercüman olarak kendimi arıyorum peki ya sizler.?

Kategoriler: Yazar Köşesi