Aile kavramının oluşmasındaki en büyük faktör evliliktir. Evlilik ile beraber toplumsal, hukuksal ve aynı zaman da pedagojik anlamda başlayan bir süreç vardır.

Bu süreçle beraber eşlerin birbirlerine karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu görevler meydana gelmektedir. Evlilik başlığı altında hayatlarını birleştiren insanların birbirlerine karşı olan sorumlulukları vardır. Sırayla bakılacak olursa ilk sırayı karşılıklı saygı alır. Aile temelinin sağlam olabilmesi için, her iki tarafında birbirlerinin kişiliklerine zarar vermemeleri açısından saygı eşler arasında önemlidir. Mutlu bir yuvanın temeli gerçek bir saygıdan geçer. Saygının hemen akabinde ki sırayı eşlerin birbirini karşı duydukları sevgi almaktadır.

Duygusal anlamda ihtiyaç duyduğumuz binlerce şey olabilir bunlardan bir tanesi de sevgi denilen kavramdır. Gerek kadın gerekse erkek sevgiden mahrum bırakılmadığı sürece birbirlerine olan sorumluluklarını yerine getirebilirler. Bunlara ek olarak sorumluluk sahibi olmak üçüncü sırayı alıyor. Başıboş, aylak bir ev reisi olunmayacağı gibi sorumsuz bir kadın da evlilikte etkisiz eleman rolünü oynayacaktır. Oysa evlilik sürecinde etkisiz eleman değil her zaman pozitif eleman olup bağışlayıcı olmak gerek. Bağışlayıcı demişken dördüncü sıraya affedici olmak girebilir. Kavganın, gürültünün olduğu bir evlilik yapısında eşler birbirlerine karşı bağışlayıcı olmalıdır. Pire için yorgan yakan cinsten bir evlilik fazla ilerleyemez. Belki de en önemli, ilk sırada olmak zorunda olan bir kavramda ahlaktır.

Ahlaksız bir kişiliğe sahip kadın, erkek ailesine verimli bir birey olamaz. Kadının ahlakı çoğu zaman iffetinden gelir. İffetine sahip çıkan kadınlar için ahlak tabiri konulsa da Hz. Ali’nin sözü olan” Erkeğin tesettürü göz kapaklarındadır.” Sözü unutulmamalıdır. Karşılıklı ahlak kavramı buradan gelmektedir. İffetli olup ailesine sahip çıkan, gözlerini, aklını, kalbini sadece eşine adayan insanlar mutlu olabilen insanlardır. Karşılıklı iyimserlik ve birbirlerini anlamak gelen sırayı takip eder.

Eşler evlilik yaşantıları boyunca birbirlerine karşı iyimser olup aralarındaki soğuk rüzgârları yok etmelidirler. Bunu yaparken de birbirlerini anlamalıdırlar. Güven konusu da es geçilmemelidir. Güven söz konusu olduğunda kadınlar biraz daha şüpheci yaklaşırlar ama buna meyil verenin erkek olduğunu unutmamak gerekir. Karşılıklı olarak birbirlerinin güvenlerini kırmadan yaşantılarına renk katmalıdırlar. Karşılıklı anlayış her zaman ılımlı bir ortam sağlayacaktır. Günümüzde çok sık karşılaştığımız bir durum aile sırrını dışarı vermek. Eşler birbirlerinin sırlarını dışarıya taşırmamalıdırlar. Özel yaşantılarının özel olarak kalmalarını sağlamak önemli bir görevdir. Evin reisi erkek olarak tanımlansa da kadın erkeğin yardımcısı olup evi idare edebilmelidir. Ortak olarak sorumlulukları bu yönde olsa da ayrı ayrı birbirlerine karşı sorumlulukları da olduklarını da unutmamaları gerekir.

Eşlerin birbirlerine olan görevleri oldukça bunu göz ardı etmemeleri gerekir. Birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılayıp, ailevi yaşantılarını fazlasıyla güzelleştirebilirler. Aile resmi bir kuruluş olabilir ama eşler birbirlerine resmi davranmamalıdır. Saygının olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde inanç olacaktır.

Bu sayede evlilik kutsal bir müessese olmakla beraber eşler de birbirlerine olan karşılıklı görevlerini yerine getirmiş olacaktır.