Medyanın toplumsal hayatı çeşitli şekillerde etkilediği söylen egelmektedir. Bu etkilerin boyutu, sınırı hakkında ise farklı görüşler dile getirilmektedir.

İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme küreselleşme olgusunu geliştirdi. Hızlı iletişim imkanları bilgiyi veri düzeyine indirerek kaotik bir ortam hazırladı. Şimdi ‘bir enformasyonun bir enformasyona değmesi’ ile yeni bağıntılar ve enformasyonlar üretiliyor.

Bilginin dolaşım hızı toplumların algı düzeyini düşürerek olup bitenleri kavrayamaz hale getiriyor. Artık gerçeği hissetsek bile bunu kanıtlayacak organlarımız köreltildiği için söylenene uyma davranışı gösteriyoruz. Bir çeşit anestezi halinde kendi varoluşumuzu kendi ortamımızdan ayıran simülatif gerçekliklerle sarmalanmış durumdayız.

Türk toplumu etkilere öylesine açık ama bir o kadar da şartlanmış refleksler (ara sıra da olsa) göstermeyen dinamik bir yapı sergiliyor. Özelde televizyonun bombardımanı altında kalan toplumumuz televizyonun ürettiği simülasyonlar içinde yaşamaktadır. Kişilerin eleştirel kabiliyeti artmadan maruz kalınan mesaj bombardımanının etkisinden kurtulmak oldukça zor gözüküyor. Bu yüzden toplumun medyanın ‘uyuşturucu’ etkisinden kurtulabilmesi için eleştirel aklın geliştirilmesi önemli olmaktadır.

Son zamanlarda iyice çığırından çıkan magazin medyasını da, hayal ve gerçeklik diyalektiği içinde gerçekliğin hayalle yer değiştirmesi çabası olarak düşünebiliriz. Bu hayalinde son derece bayağı ve insanın varlık seviyesini düşüren bir boyutta olması toplumsal yapının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi açısından endişe verici olmaktadır.

Sonuç olarak medya, algılarımızı yönlendirme ve değiştirme kapasitesine sahip çoğunlukla da yönlendiren bir kolonizasyon aracıdır. Medya, “insanın psişik ya da fiziksel yetilerinin bir uzantısıdır.” Bu ünsiyet, gerçekliğin manipülasyonu için yeterli ortamı hazırlamaktadır. Dünyayı algıladığımız ve kavradığımız ortamın fazla işgale uğraması hepimizi düşündürmelidir.

Günümüz siyasal, sosyal ve ekonomik düzeni sunucu kitle iletişim araçları yani medya hem ticari birer kurum hem de kamu görevi yapmakla yükümlü organlardan oluşmaktadır. Bu özelliğiyle medya, kamuoyu oluşturma ve açıklama sürecinde çok önemli sorumluluklar üstlenmektedir.

Toplumsal kalkınma ve gelişim

Toplumsal gelişim ve kalkınmada çok büyük etkileri olan medya kamuoyuna karşı sorumluluklarını unutmakta kişi veya kurumların çıkarlarına hizmet etmektedir. Emperyalizmin modern şekli olan küreselleşme faaliyetlerinde aktif rol oynayan medya, gelişmiş dünya ülkelerinin ulusal sınırların ortadan kaldırılması maskesi altında gerçekleştirmek istedikleri kendi benliklerini benimsetmek uğraşına hizmet etmektedir.

Değişen dünya düzeninde ekonomik sistemin bir ürünü olan kitle iletişim araçları, medya patronlarının kar amaçlı yayın politikalarıyla asıl işlevlerinden sapmakta, doğru ve tarafsız bilgilendirme özelliklerinden taviz vermektedir.

Medyanın toplum hareketleri üzerindeki etki ve yaptırımlarını göz önüne alırsak; mevcut medya sisteminin birey ve toplum üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu, medyanın basın ahlak ve ilkelerinin gereklerini yerine getiremediğini söylememiz yanlış olmaz.

Kitle iletişim araçları, toplum üzerinde inkâr edilemez etkilerini kamu menfaatine uygun bir şekilde kullanmalı, toplumu bilgilendirirken doğru ve tarafsız olmalıdır.

Önemli olan medyayı oluşturan kitle iletişim araçlarının insanları her türlü manipülasyondan uzak ve kamuoyuna karşı sorumluluklarını unutmadan bilgilendirmeleridir.